Medyum

Medyumlar hakkında aradığınız herşey ve bütün medyumların listesi Türkiyenin bir numaralı Medyum sitesinde

Medyum Nedir

İnsan sadece fizik yapıya sahip bir beden değildir. Aynı zamanda ruhsal yönü olan bir varlık olması nedeniyle bir çok beden içerir. Bunlar en incesinden en yoğununa kadar bir diziliş sürdürür.Bu bedenlere astral bedenler denir. Ruhsal güç, maddi boyuta hakim olduğu için, madde onun enerjisine karşı koyamaz ve birden dağılır. Medyumlar ruhsal boyutlarla ilişki kurarken bu enerji bedenlerini evrensel boyutlara uyumlayarak trans haline girerler ( yarı uyku hali). Ve bu bedenlerinin yüksek enerjisini kullanarak bir etki alanı yaratır. Bu tamamen medyumun yeteneğine bağlıdır.

Medyumlarda ara bedenler daha güçlü durumdadır. Bu sayede kendi yeteneklerini çok kolay gösterebilir. Her medyumun enerji ve bilinç düzeyi farklıdır. Bu ara bedenler klasik spiritüalizmde perisperi olarak adlandırılır. Duru görü medyumluğu, duru işiti medyumluğu, sezgi medyumluğu otomatik yazı medyumluğu şifa medyumluğu en bilinenleridir. Medyum telepatik olabilir, duru görür olabilir, duru işiti medyumu olabilir. Aynı zamanda sezgi medyumluğu dediğimiz bir kavram vardır. Ruhsal varlığın medyuma direkt etkisi olduğu durumlara ise bedenlenme medyumluğu denir. Burada medyumun hitap kabiliyeti çok fazladır. Konuşucu medyumluk da denir. Yazıcı medyumlukta da

yazının taklit edilmesi mümkün değildir. Tamamen ruhsal varlığın yazı stiline göre bir yazı çıkar ortaya. Bu çok ikna edici bir kanıttır. Medyumun yazı karakteri değişir, çok farklı tarzda yazmaya başlar. Ve bu yazma aralıksız sürebilir. Tamamen Ruhsal Varlık’ın kontrolü altındadır.

Medyumun enerjisi fizik bedenden dışarı taştığı zaman, şifacı medyumluk, darbeci medyumluk (tiptoloji), En son olarak, çok zor bir medyumluk olan Materyalizasyon medyumluğu da bu alana girer.

Araştırıcı, ya da medyum kişilerin arınmış olması(şehvet düşkünlüğü, cahillik, kibir,gibi negatif enerji düzeyine düşmemesi) gerekir. Bir medyum büyük mücadelelerle, çeşitli hayatlar boyu elde etmiş olduğu bu yetenekleri, çok basit dünya çıkarları için harcamamalıdır. Ciddi, ağırbaşlı, zeki, alçakgönüllü, ruhsal alemin nasihatlerini dinleyen bir medyum,ruhsal evrimini gitgide yükselterek yanlış bilgi aktarma olasılığını da yok etmiş.

Ruhsal varlıklarla irtibat kuran medyumları, günümüz Batı parapsikolojisi psişik süje olarak değerlendirmektedir. Burada da psişik süjeler ikiye ayrılırlar: Pasif ve Aktif olanlar. Pasif olanlar, ruhsal etkiye ya da zihinsel etkiye alıcı olan kişilerdir. Bunlar da kendi içinde dört kategoriye girerler :

1- Telepat olanlar,

2- Psikometri yeteneğini sergileyenler,

3- Radyestezi yeteneği olanlar,

4- Rüyada telepatik algılayanlar.

Telepat durumunda bulunalar pasif bir biçimde sadece alıcı konumunda olurlar. Spritüel olarak Duru görür olarak geçer. Ruhsal çalışmalarda, hassasiyeti, duyarlılığı oldukça yükselmiş kimselerdir, ama edilgen (pasif) durumdadırlar.

Psikometri süjeleri ise hastalık teşhisi yapabilir.

Radyestezi ya da diğer adıyla rabdomansi medyumluğu aynı enerji hissetme yöntemidir. Yalnız pek kullanılmamaktadır.

Son olarak da rüyada telepati çalışmaları, günümüz modern Batı parapsikolojisi çalışma alanına girer. Burada inceleme rüya laboratuarlarında yapılır. Ayrı odalarda bir alıcı, bir de verici süje vardır. Verici olanlar, genellikle kartpostala ya da slayttan ekrana yansıtılmış görüntüye odaklanır. Öbür odada da elektrotları başına bağlanmış, ya da elektroansefalogram cihazına bağlı ve uyuyan alıcı olan kişi vardır. Alıcı uyku sırasında algılama yapmaya çalışırken, verici olan kişi de o imajı göndermeye çalışır.

Bir de aktif süjeler vardır. Burada da dedublüman, yani aynı anda iki farklı yerde görünmek gibi yetenekleri olan süjeler düşünülebilir. İslam’da tayyı mekan olayının bir şeklidir.

Bundan başka manyetik şifa aktif süjelerin çalışma alanına girer. Elle ve nefesle mesetmek, yani ağızda akciğerlerden gelen ve de ellerden taşan manyetik güçle şifacılık yapılabilir.

Film üzerinde düşünce formlarının çıkarılması aktif süjelerin işine girer. Günümüzde psikokinetik olayların bir türü olarak göze çarpar. Psikokinezide( düşünce enerjisi )çalışma olarak zar deneyleri uygulanır. Süje istediği zarın gelmesi için, o zarın yüzünü zihninde imajine eder ve zihinsel gücüyle maddeyi etkileyerek, istediği sayının gelmesini sağlar.

Medyumlar hassas kimselerdir. Manyetik etkilere karşı duyarlıdır. Bu manyetik etkiler insanlardan gelir.

Fiziksel medyumlukta temel olarak, eşyanın uzağa nakledilmesi, materyalizasyon, medyumsal bir takım ışıklar, apor, doğrudan ses, doğrudan yazı, gibi konular girer. Bunlar için mutlaka medyum veya psişik yönden hassas bir kimseye ihtiyaç vardır. Bu tip çalışmalarda fiziksel elle tutulur, gözle görülür nesneler ve olaylar olduğu için fiziksel medyumluk denmiştir.

Medyum Nedir

Medyum Nasıl Bilgi Aktarır

Altıncı Hisleriyle:

Hissi duygularla yola çıkarlar. Konuya yoğunlaşmalarıyla birlikte, sanki içinden ona ses veren yönlendiren, bir takım bilgileri aktaran, başka bir kişi varmış gibi hissederler. Konu hakkında almış olduğu bilgi yada yoruma, kendi tecrübesiyle bir takım eklentiler yaparak kişi yada kişilere aktarır. Bu aktarma esnasında aktarılan kişiden aldığı enerji ve bilgi aldığı kişinin konsantrasyonu ve inanması çok önemlidir. Öncelikle karşıdakini ikna amacıyla herhangi bir araç kullanabilirler, ısınma turları yapabilirler, bu kendileri için değil dinleyici için önemlidir. Eğer, söyledikleri şeyler, karşısındakinin hoşuna gitmediyse hemen dolambaçlı yollarla onu dinleyicinin istediği şekilde yorumlarlar. Bu nedenle gerçek bilgiler vermesi ve gerçeğe ulaşması çok daha zordur.

Kalp Gözü İle Bakarak

Bu bakım şeklide altıncı hissi kuvvetli medyumlar ile tam bir benzerlik içerisindedir. Buradaki fark ise kalp; nefistir, maneviyat”tır. Kişinin dini bir inanca sahip olması, kendinde tanrıdan gelen manevi bir gücün varlığını hissetmesidir. Diğerlerine oranla daha fazla bilgi ye ve doğruluğa ulaşmak mümkündür. En kötü ve zor şartlarda bile insan özünün iyilik olduğundan dolayı kalbimiz ilk olarak iyi olanı tercih etmesine rağmen nefsimiz ve bedenimiz bizi yanlış yollara iter. Kalpten gelen hissiyatımız bizim gerçek kişiliğimizi ve manevi durumumuzu ortaya koyar. ancak bunları medyum olarak adlandırmak doğru olmasa gerek.

Kulağına Gelen Seslerle

Bu bakım şeklide diğerleriyle aynı türden olup çok az bir farklılık gösterir. Yanında kendinden başka bir kişi yada ruhun varlığını hissederek ,onunla iletişim kurması ve kulağına gelen seslerle alınan bilgilere kendi yorumunu da katarak aktarmasıdır. Bazı medyumların kulaklarına sigara jelatini takarak, gelen sesleri daha düzenli ve net bir şekilde duymak için bardak, sigara jelatini ve buna benzer araçlar kullanmaktadır. Bu türde bakım yapan medyumların başarı oranları diğerlerine oranla yüksektir.

Tırnağına Bakarak

Bu şekilde bakım yapan bir medyum diğerlerinden farklı olarak, baş tırnak üzerinde konsantre olarak onu bir televizyon ekranı gibi kullanarak, gördüğü olaylar hakkında yorum yaparlar. Bu tür bir bakım, aslında pek fazla kullanılmamaktadır. Bazı sakıncaları vardır ve alınan bilgilerin büyük çoğunluğu yanıltıcıdır.Bu şekilde bir bakım da iyi güzel ve yararlı kısaca iyi olan konular hakkında gerçekçi bilgi almak çok zordur. Fakat tam tersi olarak, kötü işlere yönelmek, iş yapmak gibi konulardaki bakımlarda isabetli bilgiler ve yorumlar vermesi mümkündür.

Medyum

Medyum Bakım Çeşitleri

Suda bakanlar : Bir kap içerisini su koyarak ve bu suyun içine, bildikleri ayetleri okumak suretiyle cinleri suda toplayarak onlarla iletişim kurmasıdır.

Kitaptan bakanlar: Eski din alimlerinin yazmış oldukları bilgilerden faydalanırlar. Geçmiş zaman ki alimler tarafından tertip edilen dualar ve onların verdikleri örneklerden yola çıkarak, kendi bilgilerini de katar ve yorumlarlarını iletir.Aynada bakanlar: Ayetleri, eski zaman alimlerinin derlemiş olduğu duaları okumak suretiyle aynaya toplanan cinleri, TV ekranında seyredermiş gibi görerek aldıkları bilgileri iletirler. Bu bakım tarzı genellikle rahmani olmayan cinlerin, aynada toplanması muhtemeldir.buda bakım yapan yada davet eden kişinin manevi gücü, cinlere olan hakimiyetinden kaynaklanmaktadır. Önemli bir hususta bu tür bakımların bakan yada davet eden kişi üzerinde kalan enerjinin yani cinlerin ileriki zamanlarda rahatsızlık vermesi muhtemeldir.Tırnakta bakanlar: Ayetleri veya eski zaman alimlerinin derlemiş olduğu duaları okumak suretiyle baş tırnağının üzerinde cinleri, bir TV ekranını seyredermiş gibi görerek aldıkları bilgiyi iletirler. Dikkatle yapılması gerekir. Bakan kişinin cinleri, hüküm altına alamaması durumunda, farklı türde değişik olaylar yaşayabilmesi muhtemeldir.Uyutarak bakanlar: Burada bakan hocanın göz perdesinden dolayı, cinleri göremeyerek okumalar yaparak bir başka kimseyi aracı kullanmasıdır. Sıkça karşılaşılan bu olay en tehlikeli olanıdır.Kesinlikle uzak durulması gerekmektedir. Burada daha öncede, bir çok filmlerde karşılaştığınız hipnotizma denilebilecek bir olay gerçekleşmektedir. Hocanın, aracı kullandığı kişinin vücut enerjisi ve manevi gücü çok önemlidir. Bir çok sakıncası vardır.

Sakıncaların en önemlisi bu bakımdan sonra vücudunda kalan enerjiyi atamayan kişiler, ileriki zamanlarda ciddi manevi ve psikolojik rahatsızlıklarla karşılaşmışlardır. Kalan etkiyi yok edebilecek türde bir hocanın olmayışı, buna bağlı olarak kişinin bu türdeki denemelerin ilk başlangıcı olursa , farklı etkiler alması, bilgi veren yada yardım eden cinlerin, ondan gitmek istememesi gibi bir takım etkileri mevcuttur. Bu yüzden de tamamen bu tür olaylardan uzak durulması gerekmektedir.

Medyum ve hocalar

Cenabı hakkın ateşten hal ettiği cinleri , kendi hükmü altına alması veya onlarla dostluklar kurarak olmasını istediği bir işte yardımlarını ve bilgilerini alarak sonuca ulaşmaya çalışan kimseye denir.Cinlerle arkadaşlık kurmak, belkide son zamanlarda hepimizin sıkça rastladığımız, hatta bazen ise kıskanarak bakılan bir olay halime gelmeye başlamıştır. Fakat, bazı insanların benim iki tane cinim var, gibi bir takım dengesiz laflar ortaya koyması, konunun aydınlanmadığının bir yanıtı olarak karşımızda durmaktadır.

Oysaki, insan yaradılışındaki üstünlüğünü kabullenemeyen şeytan ve yandaşları, insanları alt etmek için ellerinden gelen gayreti göstererek insanlardan üstün olduklarını kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Şeytanın Allah”tan insan oğlundan üstünlüğünü kanıtlamak için izin almasıdır.Şunu hatırlatmak isterim ki, cinlerle insanların arasında bir perde Cenabı hak tarafından mevcuttur. Yaradılışımızda, bizlerin onları görmemesi için gözlerimize Allah bir perde ile kapatmıştır.

Bazı yapılan dualar sonucunda, kalp gözümüzün açılmasıyla birlikte onları görme şansımız vardır. Fakat bunun tam tersi olarak da, bazılarının ise şeytanın yardımıyla da perdeleri açılmıştır. Bu kişiler şeytana ruhunu satmış ve inançlarında düşüklük olan ve cinlerle tam bir dostluk kuran kişilerdir. Bu yüzden de kötü güçten perdeleri açılanların, rahmani olan cinleri görmesi zordur. Fakat şer cinler, kendilerini rahmani iyi cinli gibi onlara gösterebilirler. Şer güçten perdesi açılan hocaların, bakan kişilerin iyi ve kötü cinli ile arasındaki ayırımı yapmaları çok zordur. Algılamalarının rahmani güçte çok az ve zayıf tır. Bunun nedeni ise gücünü şer güçten şeytandan almış olmalarıdır.Toplumda kendini cinci hoca diyen insanların bir çoğu, sadece ve sadece cinlerle diyalog kurduklarını ve onları gördüklerini savururlar. Oysaki, günümüz cinci hocaların sadece ve sadece kötü niyetli işlerle uğraştıklarını, çok azının ise iyilik yönünde bir takım işlemler yaptığı bilinen bir gerçektir.. Cinler, hocalara ilk başta bir takım olaylar için doğru bilgi verirler. İleriki zamanlarda da duygu ve algılama ile ilgili bir takım his vererek, kişinin her konuyu bilmek istemesi, her şeyi ben bilirim sevdasına kapılmalarına yol açar. Daha sonraki zamanlarda, kişi kendine verilen en büyük nimet olan akıl ve mantığını çalıştırmadan sadece kalbine gelen hisle ve cinlerin yönlendirmelerine bakarak konu ve hayat akışını sağlamaya çalışırlar. Bazı ileriki boyutlarda ise durumlar daha da artarak verilen bilgiler doğrultusunda güven sağlayan cinler kişinin evliyalık mertebelerine ulaştıklarını anlatır ve o kişin evliya”lık makamının üst düzeylerine kadar gideceğini söyleyerek, kişinin kendini üstün bir varlıkmış gibi hissederek kibirlenmesini sağlarlar. İşte bu andan itibaren, bakan kişi sorunlarla karşılaşma zamanı gelmiş olacaktır.Bir başkasının sözü doğru bile olsa kabullenmeyerek tek doğru olarak kendini göstermeye çalışır.Buradaki en önemli olan olay cinlerle dostluk kuran kişiler, belli bir aşamadan sonra, cinlerin verdikleri bilgilerin tutarsız ve yalan çıkması üzerine psikolojik bunalımlara düştükleri, kabullenemedikleri ve onların yanlış bilgilerini doğru sayarak kendilerini aldattıkları görülmektedir. Cinci hocalarda, da bakım yapanların değişik olarak bakış şekilleri vardır. Bunlardan bazıları, suda bakanlar,kitaptan bakanlar,tırnakta bakanlar, bir boşluğa bakarak, görerek bakanlar, hamile yada küçük çocukları dualar okuyarak uyutarak bakanlar, diye ayırmak mümkündür. Buradaki en önemli olay ise bu bakımların en ortak özelliği cinci hocaların bildikleri duaları okuyarak cinleri etki altına almaya çalışmalarıdır.

http://www.medyumrehberi.com/medyum-ve-hocalar.html

Fizyonomi

Her canlı yaratılmış olduğu şekle göre hareket eder ve yaşar tüm insanları bütün azalarının şekil ve biçimlerinin gerçek özeliği ve açık yorumlarını ortaya koyar bu ilim Kişinin kendi kendini tanımasını sağlar Bu ilime göre kişi özellikleri şu şekildedir:

AĞIZLAR

BÜYÜK : Ağız fena ahlaka alçak tabiata merhametsiz ve şefkatsiz olmağa
MÜTEDİL : Ve gayet güzel bir ağız mükemmel tabiata ve hayırseverliğe
KÜÇÜK : Bir ağız anlayış ve dirayete iyi ahlaka merhametli bir kalbe ihtiras kar bir mizaca hoş meşrepliğe ve fedakarlığa
MÜTEBSİ : Bir ağız neşe ve komedyen ve şakacı olmağa
EĞRİ : Ağız uğursuzluğa ve talihsizliğe
ÇÖKÜK : Ağız kederli olmağa
TAM : Bitişmemiş yarım ağız zihin noksanlığına
KÜÇÜK : Bir ağız azgınlığa ve yaramazlığa
GENİŞ : Bir ağız tembelliğe ve hayali olmağa
BÜYÜK : Ve geniş bir ağız oburluğa lafazanlığa ve yalancılığa
YARIM : Gibi duran ağız ağır ve kaba fikirliğe

ALINLAR

GENİŞ : Bir alın mütefekkir hasislerde bulunur alının üst kısmı kabarık olması kuvveyi hafızaya orta kısmı kabarık olması kuvveyi
muhakemeye alt kısmının kabarık olması süratli intikale becerikliliğe meslek ve sanat ihtisasına
ARZEN :Geniş bir alın kerem ve sahavete ve çabuk kızan bir tabiata
GAYET : Ufak bir alın akıl noksanlığına
YUMUK : Ve yüksek bir alın emanete sadık zekaya anlayışlı olmağa
YASSI : Ve düz bir alın fena bir tabiata ve sık hastalanmağa
MÜTEDİL : Bir alın aklı selim ve itibarlı olmağa
ARZEN : Ve tulum geniş bir alın anlayış kavrayış ve kabiliyete çokluğuna
ORTASI : Çukurlaşmış bir alın tamahkarlığa ve kendini çok beğenmişliğe
DAR : Ve basık bir alın inada ve düşünme darlığına
DAR : Ve çıkıntılı bir alın çok konuşma ve atılganlığa
TÜLEN : Uzun ve çukurlu bir alın fena ahlaka fikir noksanlığına gayet uzun gayet düz alın vesveseli olmağa müşkül durumlara
düşmeğe ve kindarlığa
MÜCEHELA : Gayet açık bir alın dehaya ve iğlik severliğe
DAR : Ve sert alın azim ve metanete üstü çıkıntılı alın uzak görüşe ciddiyet ve terbiyeli olmağa
BÜYÜK : Alın ahmaklığa ve kalın kafalığa geç anlayışa
ARKAYA : Yayık alın hayvani düşünceye ve hayal kurmağa
DAİMA :Buruşuk olan alın ilim adamlığına ve kemale çok düşünürlüğe
ETLİ : Bir alın cesaretli ve hiddetli bir mizaca
ARIZALI : Olan bir alın hilekarlığa ve düzenbazlığa yalancılığa
GENÇ : Yaş da alında oluşan çizgiler biçareliğe zavallılığa ve halsızlığa
HEM GENİŞ : Ve hem yüksek alın vasat bir zekaya ve sükunete
ALÇAK :Ve fazlaca ileri taşmış alın şahsi teşebbüsten mahrum insanlardır

BAŞ VE KAFA TASI

BÜYÜK : Ve her tarafı muntazam şekildeki yuvarlak baş tedbir ve ihtiyata sır saklamağa sebatlı ve hayır işlemeye münasip mizaçlıdırlar
UZUN. : Ve sivri baş şirretliğe ve haset etmeye
İRİ BAŞ : Ve geniş çehre şiddet kar olmağa nezaketten ve saygıdan yoksunluğa
EYİK BAŞ : Hassas ve temyize iyiyi kötüden ayırt ede bilme yeteneğine kafasının arka tarafının büyüklüğü çocuklara karşı kesreti şefkat ve
iyi kalpli olmalarına uygun mizaçlıdırlar
YÜKSEK : Kafa tası zeka ve sürati intikale her şeyi çabuk kavramağa ve azim kar çalışkan dürüst olmaya yakın bir mizaçlıdırlar
YASSI : Kafa tası lakaydiye kedere ve gam taşımağa
ÜSTÜ : Geniş ve büyük kafa tası intizama
TEPESİ : Yumruk ve sivri kafa tası vesvese ve esarete emrazı dimağa
KAFA : Arkası basık olması meyli sirkate
KÜÇÜK : Baş zarif akla hafifliğe sır saklamağa
MUTEDİL : Baş akıl ve zekanın ihtilaline
MUTEDİL : Büyük baş akıl ve zekanın çokluğuna
YANLARDAN: Basık baş çabuk kızmağa dar görüşlü olmağa hayal gücü ile yaşamaya uygun mizaçlıdırlar

BENİZLER

BEYAZ : Beniz sahibinin edepli ve terbiyeli olmağa
BEYAZ : Ve ince beniz çok latif güzel seciyeli olmalarına
ESMER : Bir beniz sevimliliğe cana yakın olmağa letafet ve hastalanmağa yakın olmağa
SARI : Limoni bir beniz çabuk hastalanmağa hırs haset ve cimriliğe
SİYAH : Mail beniz hilekarlığa sevecen olmamağa ve merhametsizlik fena ahlaka
KIRMIZI : Beniz demevi bir mizaca kaynayan yerinde duramayan coşan tabiata
SOLUK : Beniz iyi ahlaka ve iyi bir insana yardım severliğe

BENLER

GÖZ : Kapağının üzerinde olan benler hassas biri olmağa
GÖZ : Kapağının altında olan benler mülayim ve sadık bir mizaca
BURUN : Üzerindeki benler cismani ve hayalci olmağa
ÇENE : Üstündeki benler aşk ve şehvetin zebunu olan bir insana
SAĞ : Şakak üstündeki et beni kararsızlığa
ÇENE : İle boyun arasına da olan benler zaaflı bir ruha hayali şeylerin düşkünlüğüne
ÇENEYE : Yakın benler şehvani bir mizaca müfritliğe delalettir
ALINDA : Şakakta veya kulakta yassı ve sararmış bekler sahibinin istikrarsız çalışmağa tembel ve meşrep bir insan olmağa mizaçlıdır
ALIN : Üzerindeki benler ben alnın sağında ise kuvvetli bir hafızaya süratli intikale işarettir bu insanlar diplomat olurlar
BEN : Saça yakın ise aşk oyunları ile meşgul olmağa sevecen bir insanlardır
BEN : Alının sağında ise sahibinin uzun ömürlü ve sıhhatli olmağa
BEN : Alının solunda ise mesut ve bahtiyar olmağa
İKİ : Kaş arasında ve sağda bir ben aşkı seven ticaretten anlayan hoşsohbet istikbali parlak ve emin iyi bir izdivaca ve çok yolculuk eden mizaçlıdırlar ben solda ise sahibinin devamlı mantıklı iş yapan kimselerdir ve hassas olur ve hislerinde yanılmazlar
GÖZ : Etrafındaki olan benler cana yakın dost canlısı merhametli ve eli açık kimselerdir
KULAK : Üzerindeki benler alaycı iğneleyici karakter ifade eder kendisini sevmeyen insanların ummadığı işleri başarırlar
DUDAK : Kenarındaki benler iyi yemeye eğlenceye konfora düşkün olurlar ben dudağın sağında ise sosyal ve mali bakımda başarı elde
eder ben dudağı solunda ise serseri berduş hayat sevgisi bazen başarı bazen hayal ile geçen bir ömre işarettir
SAĞ : Yanakta benler adil zeki fikir bolluğuna işaret bu insanlar tutuğunu koparırlar elleri biraz sıkı ama ticareti ve alavereyi iyi anlayan
tabiatlıdırlar
SOL : Yanakta benler ateşli ihtiraslı hisli eli açık evlilikte zor mesut olurlar

BOYLAR

UZUN BOY : Hamakat sadelik ve bazen düşüncesizliğe zamanla uygunsuz hareketlere ve aşırı şakacı olan mizaçlıdırlar
KISA BOY : Zekasızlığa hilekarlığa fitneye ve fitne karlığa hası olmağa aşırı çıkarcı olmalarına menfaat ve çıkarsız bir adım atmamağa yakın mizaçlıdırlar
ORTA BOY : Ekseriyette iyi ahlaka şeffaf bir kalbe aşırı zeki olmaları bir işi söylemeden yapıvermeleri kendi kendilerine laf getirmeyen çabuk sinirlenen uysal ve kendi hallerinde olan mizaçlıdırlar

Erkeklerde kısa boy müfrit cinsi mizaca alametlidirler ancak baş küçük omuz ve kalça dar olursa cinsi kifayetsizlik baş gösterir

Kadınlarda kısa boy ise zamanla ve sık kavgacılığa küstahlığa atılganlığa cinsi duyguların azlığına .şeker.albümün.kalp. ve nüzul.
Hastalıklarına uygun şişman olmağa boğazların düşkünlükleri ile tanınan mizaçları vardır.

BURUNLAR

BÜYÜK : Buru vesvese ve korkaklığa
KISA : Burun çok korkaklığa
UZUN : Burun az anlayışlı olmağa ihtiyat karlığa iğlik severliğe
BURUN : Ucunun ağza yakın olması inat ve israfa
UFAK : Burun iyi ahlaka süratli intikale orta dereceli bir hayat yaşamağa
YASSI : : Ve geniş burun farklı cima ve ilişki
GENİŞ : Burun son derece şiddetli ve isyankar bir tabiata
BURUN : Kemiği ortasındaki çıkıntı dirayet ve zeka ve vicdanlılığa
İRİ : Ve etli burun aç gözlülüğe hilkate dilenciliğe ve oburluğa
GAGA : Bir burun fena huy ve ahlaka lafazanlığa ve cimriliğe
BURUN : Ucunun iri ve yuvarlaklığı iyi ahlaka
BURUN : Ucunun iriliği ve kırmızı tırak ve topalaklığı ayyaşlığa sefaya ve eğlenceye düşkünlüğü
KIRMIZI : Burun inatçılığa budalalığa ve kabalığa
BASIK : Burun ekseriyetle az zekaya
UCU : Yuvarlak bir burun sevecen kalbe ve iğlik severliğe
BÜYÜK : Ucu şişkin ve toparlak bir burun samimi ve ilim sahibi olmağa yukarıya doğru kalkmış bir burun boş kafalığa hayalci olmağa gurur ve hasede bu cins burunların delikleri geniş olursa son derece zihinsizliğe
GAYET : İri burun delikleri şehvetli olmağa cima düşkünlüğüne
BURUN : Deliklerinin darlığı şiddet taba ve göğüs hastalıklarına yakalanmaya
BURUN : Deliklerinin büyüklüğü kibir ve hasetli olmağa
BURUN : Deliklerinin küçüklüğü korkaklığa ve ciğer hastalığına yakalanmağa
KOLAY : Açılıp kapanan burun delikleri şehvetli olmağa
KAPALI : Olan burun delikleri gurura yalnızlığa ve talihsizliğe

ÇENELER

DAR : Çene ihtirasa ve ihtiraslı olmağa
ÇENENİN : Boğaza doğru inmesi fesada huysuz bir ahlaka
SİVRİ : Çene hafif meşrepliğe ve hiddetli olmağa
GENİŞ : Ve kalın bir çene inada azim karlığa ve yüksek bir iradeye işaret eder.

Biyoenerji

Sayısını bilemediğimiz kadar enerji kanalları vardır. Hepsi aynı frekans ve yoğunluktadır. Evrende her birinin işlevi aynıdır. Burçlar bile sadece ışınlar gösterdiği halde her biri ayrı kalitede manalar taşır. Bize yansıması, bizim programımıza göre ayrı açılımdadır. Hatta planetlerin seyrine göre yıi,gün ve saate göre etkisi değişir. Spektrumun en alt ucu dünyamız (bize göre) en üstteki uçtan sürekli beslenir. Bu kanallarda çok farklı enerjilerle beslenmektedir. Bunda beyin programımız en önemli faktördür. Kanal seçimini bilinçli veya bilinçsiz biz yapmaktayız.

Bilinç düzeyimiz, düşünce gücümüz seçme kriterlerimizdendir. Bazen de özel tekniklerle bu seçimi yönlendiririz. Enerji çalışmaları ve ibadetlerden amaç budur. Ama olumsuz duygu ve düşüncelerin getirisi olumsuz hallerde “öfke, kin, kıskançlık, vehim” olumsuz kanallardan çokça benzer enerji çeker daha da olumsuzlaşırız. Popüler tabirle “negatif yükleniriz”.

Hangi enerji frekansında isek evrende ona kanal oluruz. Enerji çalışmalarından biri olan reiki evrendeki sayısız kanallardan biri olan saf, süptil arındırıcı bir enerji kanalıdır. Tarihin ilk çağlarından beri kadim uygarliklarca değişik isimlerle kullanılıyordu. Usui son çağda bunu herkesin kullanabileceği bir metod geliştirerek uygulamaya sokmuştur. Reiki herkesin doğru bir eğitimle! öğrenebileceği, uygulayabileceği bir enerji çalışmasıdır.

Kanal olan kişi bu saf enerjiden yaralanıp arınma(bedensel, ruhsal, zihinsel) ve güçlenme yapabilir. Kendi enerji kalitesinin yapması için sınırı yoktur. Hasta, yaşlı herkes yapabilir. Negatif blokajları açıp sistemi düzgün hale getirdiği için faydalıdır.

Bioenerji terapileri şekilde aynı görünsede, uygulama çok farklıdır. Bioenerji terapistinin enerji düzeyi çok yüksek ve kaliteli olmalıdır.Sorunu tespit edecek algılamaya”titreşim kalitesine”vakıf olmalıdır. O titreşimi düzeltecek kanala bağlanabilmeli, aktarabilmelidir. Bir terapi esnasında, besleyici, koruyucu, açıcı, güçlendirici hatta kesici enerjiye bile kanal olabilir. Reiki gibi tek kanalla çalışmaz. Kist gördüğü bir bölgeye besleyici, güçlendirici enerjiyi kullanmaz, kesici enerjiyi kullanır, enerji kanalını kapar. Beslenmeyen bölümdeki kist zamanla kendini yok eder. Tembel bir bölgeye farklı enerji yükler.

Bioenerji uzmanı bir orkestra şefi gibi her bölgeyi ayrı ama bütünde ortak tına getirir. Her birinin komutu ayrıdır. Bioenerji uzmanı hasta ile evrensel enerji arasında hassas bir antendir. Algıladığı titreşime uygun olan kanala kanal olur. Bunu da kendi titreşimlerini ayarlayarak yapar. Rastgele bir sağaltma, arınma değildir.

Seans boyunca nötr ve hasta ile rezone durumunda kalır. Seans boyunca pek çok kanalla bağlantı kurar. Kendisi hasta, “ruhsal, zihinsel, bedensel” sorunlu ise bunu yapamaz. Daima saf enerjide olmalıdır. Kirli kanaldan kirli enerji akar. Su bile geçtiği borunun kalitesince su verir. Kirli, paslı, tıkanık borudan gelen su kalitesi gibi, aktarıcının da kanal olma kalitesi önemlidir. Bioenerji uzmanının özel yaşamı bile önemli sınırlıdır.

Vücudumuzda majör (ana) çakralardan başka 28 tane minör (ikincil) çakra, tsobo, marma ve el ayak refleks noktaları vardır. Bunlar daha çok enerjiyi tetiklemek için kullanılır. Düzensiz çalışan çakraları harekete geçiren noktalardır. Ayrıca şu ana kadarki tespitlerimizle 88.000 özel noktayı tanıyoruz. Bu da bize vücudumuzun son derece duyarlı büyük bir anten olduğunu gösterir.

Çakralar iç salgı bezlerinin üzerindedir. Yoğunlaşmış enerji bölgesi olan çakralar düzgün performansla çalışması yedi önemli salgı bezinin düzgün hormon salgılaması demektir. Sağlığımızı koruyan, güçlendiren bu işlemin devamını sağlamak için önce enerjileri, evrensel enerjiyi, yaşam enerjisini, beden, ruh, zihin enerjilermizi ve vücudumuzdaki bu sistemi tanımamız gerekir. Onu korumayı, güçlendirmeyi, bozulunca yeniden düzenlemeyi öğrenmek kadar, bozulma sebeplerini de bilmek gerekir

ENERJİ SİSTEMİMİZ NEDEN BOZULUR

Bizler doğal varlıklarız. Doğada yaşamak üzere programlanıp yaratıldık. Doğamıza uygun olmayan yaşam tarzı en önemli sebeptir.

*sentetik giysiler, eşyalar
*elektro manyetik araçlar
*topraktan uzak olmak
*hava kirliliği
*hormonlu ve genetiği değişmiş yiyecekler
*çok durgun veya çok hareketli yaşam
*ani şok ve üzüntüler
*çevresel faktörler (yaşam alanımızın konumu ve çevremizdekiler)
*olumsuz duygu ve düşünceler
***STRES!!!!

ENERJİMİZİ NELER KORUR VE GÜÇLENDİRİR

*Doğal yaşam
*olumlu duygu ve düşünceyi yaşam modeli yapmak
*kristaller ve mineral taşlar
*renk terapileri
*çevre ve mekan düzenlemesi
*sağlıklı beslenme ve spor

*İlk şart kesinlikle sağlıklı ve güçlü enerji sistemi olmasıdır. Hiçbir fiziksel, ruhsal, zihinsel sorunu olmamalıdır. Kendi olumsuz titreşimleri algılamayı ve aktarımcılığı durdurur.

* Konuyu temelinden, prensip ve dinamiğinden kavrayabilecek iyi eğitimli olmalıdır.
*Pratik ve uygulamalar da tecrübe sahibi olmalıdır.
*Duyu ötesi algılamaları “duru görü” güçlü olmalıdır.
*Terapi sırasında her türlü dış algılamaya karşı kapalı olabilmeli, hastadan başka hiçbir şeyle etkileşimde olmama yetisini kullanabilmelidir.

*Vücut enerjisinin her bölümün “her çakranın, her sistemin, kemik, kan, doku titreşimlerin ayırdına varabilecek agılama düzeyinde olup,olumsuz titreşimlerin farkına varabilmelidir.
*Onunla rezone olup, olması gereken titreşim düzeyine\ngetirebilecek aktarımcı olabilmelidir.
*Her bir çakraya, lokal sorunlu bölgeye ait enerjiyi tespit edip o bölgeye o tür enerjiyi çekebilecek kadar geniş kapsamlı “KANAL OLABİLMELİDİR”

*Hastadan sağaltma yoluyla kendi bedenini çektiği olumsuz kirli enerjiyi en kısa sürede boşaltabilmelidir.
*İlk şart kesinlikle sağlıklı ve güçlü enerji sistemi olmasıdır. Hiçbir fiziksel, ruhsal, zihinsel sorunu olmamalıdır. Kendi olumsuz titreşimleri algılamayı ve aktarımcılığı durdurur.
*Konuyu temelinden, prensip ve dinamiğinden kavrayabilecek iyi eğitimli olmalıdır.
*Pratik ve uygulamalar da tecrübe sahibi olmalıdır.
*Duyu ötesi algılamaları “duru görü” güçlü olmalıdır.
*Terapi sırasında her türlü dış algılamaya karşı kapalı olabilmeli, hastadan başka hiçbir şeyle etkileşimde olmama yetisini kullanabilmelidir.
*Vücut enerjisinin her bölümün “her çakranın, her sistemin, kemik, kan, doku titreşimlerin ayırdına varabilecek agılama düzeyinde olup,olumsuz titreşimlerin farkına varabilmelidir.
*Onunla rezone olup, olması gereken titreşim düzeyine getirebilecek aktarımcı olabilmelidir.
*Her bir çakraya, lokal sorunlu bölgeye ait enerjiyi tespit edip o bölgeye o tür enerjiyi çekebilecek kadar geniş kapsamlı “KANAL OLABİLMELİDİR”
*Hastadan sağaltma yoluyla kendi bedenini çektiği olumsuz kirli enerjiyi en kısa sürede boşaltabilmelidir.
*Bazı bölgelerde “kronik veya aşırı tembel”kanal olunup aktarılan enerji canlanma için yetersiz kalabilir. O durumda kendi enerjisinden aktarım yaparak bir “AŞILAMA” yapabilmelidir.
*Terapi boyunca kendi enerjisi güçlü olduğu için, güçlü bir kanal olmadan baka devreye sadece burada girebilir. Zaman kısıtlıdır. “En fazla 5 dakika”
*Terapi boyunca sürekli kendi enerjisini kullanmak hem hastaya, hem kendine büyük zarar verir.
*Yabancı enerji daima sistemi bozar.
*Yüklenim ve aktarımda buna çok dikkat gerekir.

Evrende herşey enerjidir. Evrendeki herşeyin özü kuant dediğimiz enerji zerrecikleridir. Gördüğümüz, algıladığımız canlı cansız herşey kuant dediğimiz enerji zerreciklerinin belli sayılarda yoğunlaşmasıdır.

Evren bir enerji okyanusudur. Nesneler arası boşluklar dediğimizde enerjidir. Sürekli titreşim halinde olan kuantlar özel programa organize olup şeyleri oluşturur. Vücuda gelen oluşumları biz isimlendiririz. Beş duyu ile algılayabildiklerimiz kadar, duygu ve düşüncelerde enerjidir. Onların titreşim sayılarının yoğunluğu, niteliğini ve kalitesini belirler.

Bizlerde belli titreşimlerin “kan-kemik-kas-sinir-doku vs.” birleşimi ile organize olmuş enerji varlıkları olduğumuz kadar bizi canlı kılan özel bir enerji sistemi ile donanmış durumdayız. Evrensel enerji ile sürekli bağlıntıda olan ve ondan beslenen vücudumuzdaki enerji sistemimiz özgün bir yapı oluşturur.

Vücudu kan damarları gibi saran “nadi” dediğimiz enerji kanalları ile bu enerji dolaşır. Belli şekillerde enerji meridyenleri oluşturur. Bu meridyenlerin başlangıç ve bitiş noktaları, özel enerji tetikleme noktaları olduğu kadar, enerji beslemesi yapacağı organ ve sistemleri işaret eder.

Evrendeki herşeyde olduğu gibi bizimde bir manyetik alanımız vardır. Biz ona AURA diyoruz. Auramız bireysel enerjimizin evrene açılan yanıdır. Değişik katmanlardan oluşmuştur. Kadim bilgilerden, bu günkü bilimin ışığında yeniden değerlendirmelerimizle bunun 8-9 katman kadar olduğu bilgilerine ulaştık. herbiri özgün renk ve yoğunluğa, akışa sahip olan aura katmanlarının, bizim enerji kalitemize ve onu kullanabilme yeteneğimize göre(bilinçli veya bilinçsiz) bütün evreni kaplayacak bir enerjidir.

Doğumdan son nefese kadar her canlı yararlanabilir. Sonradan bozulan her sistem için faydalıdır. Doğuştan bozukluklar için sadece rahatlık, kolaylık verir. O yapıyı değiştiremez. Çok ilerlemiş,”kronikleşmiş” sorunlarda iyileşme nispeti düşer. Biraz daha yaşam kalitesi artar.

Tavsiye edilen; erken müdahaledir. Hatta sorun olmadan herkesin enerji sistemini kontrol ettirip, aksaklıkları büyümeden dengelenmesini sağlamalı ve bu dengenin devamı, daha da gelişip güçlenmesi için gerekli olanı öğrenmesi uygulaması önemle tavsiye edilir. Bioenerji; sağlık bozulunca başvurulacak son kapı (çare) değildir. Koruyuculuk adına ilk kapı olması en idealdir.

Uygulayıcının hastanın bilinç düzeyine göre konuyu doğru aydınlattıktan sonra terapiye geçmesi lazımdır. Keramet, mucize eller, hikmet gibi hurafe ile işlenen bilinçsiz gösteriler, sadece şovda kalır. Geçici psikolojik rahatlama olur. Kalıcı sonuç için uygulama yapılan konuya dahil edilmelidir.

Uygulayıcı (terapist) sadece bilinçli bir aktarıcıdır. Yaptığı tek şey; hastanın enerji elektrik sistemini yeniden olması gereken düzeye getirmektir. Bir bakıma “AKORD” etmektir. Enerji sistemindeki aksaklık , sorun halledilince her canlıda var olan bioregüler güç vücudu yeniler, sistemler güçlenir. Daima sorunu vücut kendini kendi iyileştirir.

Bioenerji uzmanının hastalıkla hiç işi olmaz. Hastalık onun için o bölgedeki enerji sorununun niteliğidir.Bağlantı meridyenleri,çakra ve auradaki sorun ve denge ile ilgilenir. Aksaklığı yaratan enerji sorununu halleder. Ağrıyı, hastalığı aldım, temizledim diyen terapist, ya kendisi de sadece oradaki negatif blokajı aldığını rahatlama sağladığını bilmiyor, ya da karşısındakini kandırıyordur.

Unutmayalım ki enerji sistemi düzgün, güçlü çalışan kişinin bütün sistemleri düzgün çalışacaktır. Hastalık bedenle sorunun savaşıdır. Galip gelen kazanr. İnsan ya hastadır ya sağlıklı, ya galiptir ya mağlup.

Terapist ya savaş öncesi takviye verir hazırlar, ya da savaş sırası tamir”akord” ederve destek verir, yardımcıdır. Savaş hasta ile sorun arasında birebirdir.

Onun için hastanın konuya dahil olması çok önemlidir. İnanmadan gelen ön yargılı, şüpheli kişilere yapılan uğraşı baştan yanlıştır. Terapist ne kadar verici ise o da o kadar alıcı olmalıdır. Bu da titreşimlerin direnç göstermeden olaya dahil olmasıdır. İnanmayan vücut aura kalkanı kurar. Terapist frekans uyumu ve rezone olmayı başaramaz.

İnanıp güvenmediğiniz doktordan ve ilaçtan; doğru müdahale görsek bile fayda göremeyiz. Kaldı ki enerji terapilerinde bu en önemli konudur.

Bazen olaya inanır, terapiste güvenemeyiz. Bu durumda size sıcak, samimi gelen terapisti seçin. Bu güvenmediğiniz terapistten daha az yetenekli, donanımlı olsa bile sizin için daha uygun olanıdır.

http://www.medyumrehberi.com/biyoenerji.html